ABD’de İşler Tıkırında…

Bir yerde gün batarsa başka bir yerde doğar. İşler bir yerde kötü gidebilir, Para Takipçisi parayı takip eder.

Havalar iyice ısındı, küresel piyasalar yaz rehavetine kapılmaya başladı.

 

Hele bir Sayın Powell temmuz sonunda ne diyecekse desin, Para Takipçisi de kârını realize etmeye bir deniz kenarına atacak kapağı.

 

Zira yurt içi piyasalardan ümidi kestik, Bist 100 endeksi mehter yürüyüşüne devam ediyor. Gerçi 2 ileri 1 geriye razıyız, durum daha vahim. 90 binden 100 bine, oradan 96 bin civarlarında oyalanıyor, o ara zaten kötü bir haber gelir, tekrar 90 bine demir atıyoruz.

 

Bu arada her 100 bine çıkışta “120 bine gidiyoruz.” diyenlerle, her 90 bin çekilmesinde “Aşağıda 77 bin var.” diyenleri de unutmayalım.

 

Bu arkadaşlara iki tavsiye: 1- Teknikten önce temel gelir. 2- Temeli sağlam olmayan teknik, Veli Göçer’in yaptığı eve benzer.

 

Para Takipçisi ne teknikçidir ne temelci. “Ortaya karışıkçı”dır; kebap da sever, kuzu gerdan da, kaz ciğeri ile Château Margaux’ya bayılır. Tüm veriler ve tahminler bir potada, akılcı ve tarafsız şekilde analiz edilmelidir.

 

Bu karışık analizler sonucu yılbaşından bu yana Türk varlıklarında aradığını bulamayan Para Takipçisi’nin bir süre önce ABD’ye göç ettiğinden bahsetmiştik, fiziken olmasa da portföy anlamında.

 

Bugün de sizlere ABD’deki hava durumundan bahsedeceğiz.

 

ABD Endesklerinde Son Durum

 

“Şey”e anlatır gibi anlatalım… Şeye işte, anladınız. Özgür Demirtaş Hoca geçen bir tweet’inde “Lise mezununa anlatır gibi” dedi kıyamet koptu, Hoca’ya bunları diyen bize neler demez.

 

Endeks demek, borsada işlem gören yatırım araçlarının belirli bir zaman dilimi içinde fiyat, maliyet ve satış performanslarındaki oransal değişimi ölçen göstergeler demektir.

 

Küresel piyasaların içinde yer alan iki yüze yakın borsanın (Bist, FTSE, NYSE gibi) kendi bünyesinde onlarca endeks mevcuttur.(Bist30, Nasdaq 100, Nikkei 225 gibi) Yatırımcılar bu endeksleri de hisse gibi alıp satabiliyorlar.

Gördüğünüz gibi ABD demek, küresel piyasaların yüzde 40,6’sı demek. Yani burada yaşanan yükseliş ve düşüş küresel anlamda büyük öneme sahip. Üstüne Çin ve Avrupa’yı koyun, yüzde 90 ediyor.

 

Bu kapsamda küresel piyasalardaki gidişatı anlamak için baktığımız 3 önemli ABD endeksi var: S&P 500, Nasdaq 100 ve DJ 30.

Toplamları Bist100’ün binlerce katı yapan bu endekslerin yılbaşından bu yana yükseliş trendinde olduklarını söylemek mümkün. Yılbaşına doğru gözlenen düşüşe aldanmayın. Her şeyin kuralına göre işlediği bir piyasada oluşmuş yüzlerce yıllık bir gelenek diyebiliriz. Zira yılbaşına doğru kâr dağıtımları, hesap kapama işlemleri yapıldığından neredeyse her sene bu tip bir düşüş görülüyor.

 

Bunun dışında Hürmüz Boğazı’nda çatışmaya ramak kaldığı ve Çin’le karşılıklı restleşmelerin zirve yaptığı Haziran başındaki sert düşüş (kimilerine göre düzeltme) dışında işler tıkırında. Endekslerde son 6 ayda yüzde 24-28 arası primler görülüyor. Bir de resesyon çığırtkanları olmasa tutabilene aşk olsun…

 

Geçtiğimiz hafta S&P 500’ün 3 bin puanı, Dow Jones 30 Endeksinin 27 bin puanı geçerek tarihî rekorlara geldiğini görüyoruz. FED’in önümüzdeki dönemde yapacağı muhtemel bir faiz indiriminin likiditeyi gelişen ülkelerden ve tahvil piyasasından yine bu endekslere kaydıracağını söylemek için âlim olmaya gerek yok. Zaten şu an fiyatlanan şey de bir anlamda bu indirim.

 

Tabii boş yere yükselmiyorlar; beklentilerin üzerinde gelen tarım dışı istihdam ve enflasyon verileri ile kontrol altına alınmış işsizlik verisi olumlu bir hava yaratıyor. Makul seviyelere gelmiş büyüme de cabası.

 

Bir de ana akım birkaç hisseye bakalım.

ABD borsalarını hiç bilmeyen, hatta borsa bile bilmeyen bir arkadaşa “Merkezi ABD’de olan önemli birkaç şirket ismi söyle.” desek herhâlde şu isimler söyler ya da bilir: Facebook, Amazon, Netflix.

 

Grafiklere baktığımızda hazirandaki karşılıklı restleşmeden sonra üç hissede de yukarı yönlü hareket görüyoruz. Kazançlar hazirandan bu yana yüzde 10 ilâ 25 arasında. Finansal ya da yönetimsel önemli herhangi bir sorun yaşamayan neredeyse tüm hisselerde resim aynı.

 

Elbette kimse dipten alım yapamaz ama çok bilinen bu 3 hisse için bile gidişat oldukça tatmin edici. Dahası enflasyonun yüzde 2-3 olduğu bir ülkede. Türkiye şartlarında 45 günde (Yaklaşık 35 iş gününde) yüzde 75 kâr ettiğinizi düşünün. En dibi yakalayamadığımızı hesaba katıp yarısını gözden çıkarsak bile yüzde 35-40 arası bir getiri.

 

Peki Ya Biz?

Bu süre zarfında Türk varlıkları S-400, F-35 ve Kıbrıs kaynaklı olası AB yaptırımlarını fiyatlıyor. “Dolar ne olacak?” derken bir de Euro’yu takip etmeye başlayacağız anlaşılan. Dahası AB, ABD gibi coğrafyamızı askerî unsurlarıyla çevreleyen bir oluşum değil; hem en büyük ticaret partnerimiz hem de en borçlu olduğumuz yapı.

 

Vatandaş “Bu hafta dolar, euro ne kadar çıkacak?” diye kara kara düşünüp “Düğün sezonu geldi, altın mı alsak?” diye soruyor.

 

Ülke açısından ise işsizlik, rekor bütçe açığı, yüksek kur, çok yüksek enflasyon diyemiyorum, yer kalmadı.

 

Bu gidişatı tersine çevirmek için reçete ise belli.

 

Herkese iyi haftalar, bol kazançlar.

Görüşlerinizi bekliyoruz...