Antitröst Nedir?

Tröstler belli bir alanda uzmanlaşmış monopollerdir. Hükumetlerin tekelleşmeyi (haksız rekabeti) engellemek amaçlı politikalarıysa antitröst politikalardır.

 

 

 

 

Piyasadaki haksız ya da tekelci sayılan uygulamaları kısıtlayan yasalardır. Firmalar arası rekabet koşullarını çeşitli yasalar aracılığıyla korumaya yönelik en uzun ömürlü politika, ABD’de uygulanmaktadır.

 

 

Bu tür yasaların ilki ve en ünlüsü ticareti kısıtlayan her birleşme ya da sözleşmeyi yasa dışı sayan 1890 tarihli Sherman Antitröst Yasasıdır. Buna göre eyaletler arası ticaret kurallara bağlanmış, hem iç hem de dış ticareti kısıtlayıcı her tür uygulama kanun dışı ilan edilmiştir.

 

 

Bu konu hakkında kongrede konuşan Sherman:

”Eğer piyasa gücü tek adamda toplanırsa, bu adam bir kral kadar ayrıcalıklı olur ve bu durum bizim devlet biçimimize aykırıdır. Bir politik güç olarak bir krala tahammül edemiyorsak üretimin, ulaşımın ve yaşam için gerekli herhangi bir şeyin ticaretinde de krala tahammül etmemeliyiz. Bir imparatora boyun eğmiyorsak rekabeti engelleyecek ve herhangi bir malın fiyatını belirleyecek bir ticari diktatöre de boyun eğmemeliyiz”

 

 

Ancak bu yasanın zamanla çok ağır olduğuna kanaat getirilip zamanla hafifletilmiş versiyonları ortaya çıkmıştır. Bunların ilki 1914 yılında ortaya çıkan Clayton Antitrust Yasasıdır. Zamanla iyi tröstlerle kötü tröstleri ayırt etme yoluna gitmekle birlikte tröstleri bir nebze kamu otoritesi altına alma yolları izlenmiştir.

 

 

Clayton Antitrust Yasasından sonra ise Robinson Patman Yasası gelmiştir.

 

 

Türkiye’de de benzeri uygulamalar vardır. 1982 anayasası 167.maddede:

”Devlet para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.”

 

 

 

 

4054 Sayılı Rekabetin Korunması Kanununda amaç şöyle açıklanmıştır; 

”Mal ve hizmet piyasalarındaki, rekabeti engelleyici,bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.” 

 

 

Sonuç olarak; asıl kavga bir şirketin kendi bilgi birikimiyle piyasanın ötesinde bir teknolojiye sahip olarak tamamen hukuki dayanaklar içinde büyümesinin engellenmesinden dolayı çıkmıştır. Serbest piyasa savunucuları kötünün yanında iyinin de cezalandırıldığını söylerken haklılardı. Tekel olup piyasayı istismar etmekle, zora başvurarak yatay/dikey birleşmelere imza atmakla haklı bir şekilde piyasa şartları içinde yükselmek farklı şeylerdir. Sonunda yine memnun olan taraf serbest ekonomi savunucuları olmuştur ve olay bir nebze tatlıya bağlanmıştır.

 

 

Görüşlerinizi bekliyoruz...