• GRAM ALTIN
    271,75
    % -0,40
  • $ DOLAR
    5,7884
    % 0,62
  • € EURO
    6,4038
    % 0,17
  • £ POUND
    7,6197
    % 0,50
  • ONS ALTIN
    1460,69
    % -1,02
  • PETROL
    64,28
    % 1,40
  • BITCOIN
    43305,262
    % 1,75
EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Çin Ekonomisindeki Gelişmeler Küresel Ekonomiyi Nasıl Etkiler

Çin Ekonomisindeki Gelişmeler Küresel  Ekonomiyi Nasıl Etkiler

Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi. (Artık kaçıncı yazı, bir numara kim diye sormayın.) Ayrıca dünyada en çok mal ihraç eden ülke.

30 yıllık büyüme grafiği

Çin’in son 15 senedeki ortalama büyüme oranı yüzde 9,5. Ancak son 5 yılda bu oran yüzde 7’lere geriledi. 

En fazla döviz rezervine sahip ülke. Öyle ki 2015 yılı ortasında Çin Yuan’ının ani değer kaybıyla başlayan 2 yıllık panik fiyatlaması sırasında ülke dışında çıkan yabancı sermayenin durdurulması için 1 trilyon dolar rezerv harcanmıştı.

Mevcut rezerv 3 trilyon doların üzerinde.

Çin-ABD Gerginliği

Merkezi Londra’da olan Ekonomi ve İş Dünyası Araştırmaları Merkezi (Cebr) tarafından yayımlanan ‘2018 Dünya Ekonomi Ligi’ raporuna göre, Çin 2032 yılında ABD’yi tahtından edecek.

Aralarındaki ticaret ilişkisi bunu doğrular nitelikte: ABD, Çin’e karşı 1970-1980 döneminde ticaret fazlasına sahipken, işler 1985 yılından itibaren ABD aleyhine değişiyor ve ülke, 1985’te Çin’e 6 milyon dolarla ilk ticaret açığını veriyor.

Söz konusu açık sonraki yıllarda hızla artmaya devam ederek 2017’de 375,5 milyar dolara yükseliyor.

Trump’a kız kızabilirsen. Bu rakamları biraz olsun dengelemeye çalışmak için tek şansı gümrük vergilerine (İngilizcesi “tariffs” diye “tarifeler” deyip bırakıyorlar) müdahale etmek. Memleketi için çalışıyor adam, ne yapsın…

Kırmızı Çin’in… sattıkları diyelim, mavi ABD’nin. Kiminki daha büyük?

Bir karşılaştırma yaparsak, ABD’nin Çin’e verdiği ticaret açığı, son 30 yılda (1987-2017) yüzde 13 binden fazla artmış.

Çin’in Tasarruf-Borç Durumu

Halen düşük sayılabilecek hane halkı borcu son beş yılda GSMH’nin %15’i oranında artmış. Burada acil bir durum yok gibi.

Çin’in en önemli artısı yüksek tasarruf oranı. Ortalama bir Çinli kazandığı 100 liranın harcamalardan sonra yaklaşık 50 lirasını köşeye atabiliyor.

Tasarruf oranı tarihsel bazda düşse de muazzam seviyelerde

Ülkemizde 4 bin lira maaş alan öğretmenin maaşının yarısını tasarruf edebildiğini düşünün. Hayal gibi… Tabii bu birikimler yatırım için kullanılıyor, dış kaynağa muhtaç olmasını engelliyor.

Enflasyon oranları, bu büyüklükte bir ekonomi için ideale yakın

Ülkemizde tasarruf oranının yüzde 13 seviyelerinde olduğunu hatırlatalım.

Çin’de özel sektörün borçlanma oranı ise GSMH’nin %165’ine denk. Çin’in yüksek büyüme ve borç alma iştahı ile birleşince 8 yılda toplam özel sektör borcu neredeyse ikiye katlanmış.

Yine bir yerden tanıdık geldi mi? Tanıdık gelmeyen ise şu: Herkesin 3 trilyon dolar rezervi yok.

Çin’de Konut Sektörü

Kaynak: Çin Nabzı

 

Özel sektör borcunun yüzde 65’i konut sektörüne ait. Bu da mı tanıdık?

Konut sektörü milli gelirin yüzde 13’ünü oluşturuyor. Dünya GSYH’sinin %15’ini oluşturan Çin’in (Dolayısıyla Çin konut sektörü dünyadaki toplam gelirin yüzde 2’sini tek başına yaratmış oluyor) konut sektöründe gözlenecek bir bozulma reel ekonomi ve finansal piyasalar kanalıyla küresel ekonomi üzerinde olumsuz etkide bulunması kaçınılmaz.

Konut sektörünün borçluluk oranı yüzde 317. Gemi su alıyordu, sonunda deliği bulduk.

Kaynak: Çin Nabzı

Çin’in önemli emlak firmalarından Lianjia’ya göre konut arzı yeterli. Ancak alıcılar bekle-gör politikası izliyorlar. Müteahhitler ise finans muslukları hükümet tarafından kısıldığı için sermaye baskısı altındalar ve satışlarını artırmaya çalışıyorlar. Artık tanıdık mı diye sormayacağım.

Satışları artırmak için kimi firmalar ev alana araba veriyorlar! Kimisi ise geçtiğimiz Ekim ayında kutlanan Altın Hafta isimli ulusal bayramda fiyatlarda büyük indirimler yaptı. Bizim millet duymasın, Çin’e göç başlar yeminle…

Bu kampanyayı Türkiye’de yapacaksın şirketi “yıkarlar.” – Hanım goş, ev alanı araba veriyolaamış.

Bu esnada Çin’in kamu borcu milli gelirin yüzde 257’ine ulaşmış. IMF, 2020’ye kadar bu oranın yüzde 300’e çıkmasını öngörüyor.

2017’nin Mayıs ayında derecelendirme kuruluşu  Moody’s’in 1998’den beri bir ilk kez Çin’in kredi notunu düşürdüğünü not edelim.

Özellikle borçlanma konusunda bozulan makro ekonomik verilere ve olumsuz haber akışına karşı ABD Merkez Bankasının güvercinleşmesi gibi Çin Merkez Bankasının (PBOC) da piyasa dostu haber pompalaması gerekti. 

Dün gelen açıklamada Çin Merkez Bankasının verdiği mesajlar kısaca şöyle:

1- İhtiyatlı para politikasını sürdüreceğiz,

2- Yuanın istikrarını koruyacağız,

3- Faiz oranı ve döviz kuru reformuna devam edeceğiz,

4- Yapısal mali riskleri bertaraf edeceğiz,

5- Likiditeyi yeterli ve uygun seviyede tutmaya devam edeceğiz.

Sonuç

Çin’in son yıllarda yaptığı atılımlarla dünya ekonomi gündemini işgal ettiği ortada.

Başarıları ise teknoloji ya da endüstri hırsızlığı ile açıklanmayacak kadar büyük.

Sonuçta 20 yıl önce “kalitesiz, ucuz mallarıyla ve köpek eti yemeleriyle” anılan bir devlet, dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline geldi, milli gelirini inanılmaz oranda arttırdı, bu refah ortamından halkını faydalandırmayı bildi, büyüme oranı denilince dünyada akla gelen ilk ülke oldu.

Huawei, Alibaba, Tencent, China Mobile, Bank of China gibi dünya devleri yarattı. Bundan 10 yıl önce bu isimlerin bazıları yoktu bile. Var olanları bilen insan sayısı ise bir elin parmaklarını geçmezdi.

Sadece imalat ve sanayide değil milli gelirin yüzde 54’ünü üreten hizmet sektöründe de Alibaba gibi bir inovasyon ve lojistik devini yarattı.

Tarım toplumunu, süratle ve devlet baskısıyla sanayi toplumuna eviren Çin‘i; çocuk işçi çalıştırılması, endüstriyel casusluk ve etik dışı davranışlar, işçilerin sağlık ve sosyal güvenlik haklarını vermemesi, iklim değişikliğine en çok katkı yapan ülke olması, sağlık hizmetlerinde geri kalması, altyapı hizmetlerinin yetersizliği, dünyanın en kirli havasını soluyan şehirlerden bir kısmını barındırması gibi konularda eleştirebiliriz ama doğudan bunların üstesinden gelebilecek vizyonlu ve kararlı bir Asya güneşi doğuyor.

Makro ekonomik veriler incelendiğinde ise borç kompozisyonu açısından sıkıntılı bir durum olduğu ortada. Bu duruma katkıda bulunan en önemli faktör ise PBOC’un ABD ve AB’de olduğu gibi 2008 Krizi sonrası şişirilmiş 586 milyar dolarlık bilançosu ve değişen konjonktür sebebiyle dalgaların çekilmeye başlaması…

Çin’in çatalını görebiliriz ama donsuz kalacağını değerlendirmiyoruz.

Şahin ABD küresel ekonominin selameti için kim, ne der diye düşünmedi, güvercin olmayı göze aldı.

Bakalım Ejderha da duruma uyum sağlayıp evcilleşebilecek mi?