• GRAM ALTIN
    271,75
    % -0,40
  • $ DOLAR
    5,7884
    % 0,62
  • € EURO
    6,4038
    % 0,17
  • £ POUND
    7,6197
    % 0,50
  • ONS ALTIN
    1460,69
    % -1,02
  • PETROL
    64,28
    % 1,40
  • BITCOIN
    43222,199
    % 1,67
EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Doğu Akdeniz Düellosu: Petrol ve Doğal Gaz

Doğu Akdeniz Düellosu: Petrol ve Doğal Gaz

Türkiye’nin son dönemde Doğu Akdeniz’de yürüttüğü petrol ve gaz arama faaliyetleri  bölgenin aktörleri arasındaki dengelerin yeniden belirlenmesini gündeme getirdi. Zaten küresel ve bölgesel güç odakları arasında görüş ayrılıkları yaşanan Kıbrıs meselesi çözülememişken şimdi de Kıbrıs’ın mirası paylaşılmaya çalışılıyor.

 

Türkiye için son derece önem arz eden bu konuyu Para Takipçisi sizler için masaya yatırıyor.

 

Uyarı: Makale yüksek oranda bilgi ve ciddi siyasi analiz içerir.

 

Giriş

 

Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan Doğu Akdeniz coğrafyası, binlerce yıldır deniz ticaretinin önemli bir merkezi ve büyük medeniyetlerin beşiği.

 

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) verilerine göre günümüzde dünya ticaretinin %80’inden fazlası denizler üzerinden yapılıyor. Bu ticaretin %15’inden fazlası Akdeniz üzerinden yapılıyor.

 

Öyle ki Doğu Akdeniz, dünya petrol üretiminin %30’undan fazlasını gerçekleştiren Ortadoğu ile dünya petrol tüketiminin yaklaşık %20’sini gerçekleştiren Avrupa’yı birbirine bağlıyor.

 

Bunun sonucunda coğrafi açıdan bölgeye sınırı olan Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya Doğu gibi bölgesel güçler ile ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi küresel güçler Akdeniz’deki enerji denkleminde ağırlığını korumak istiyor.

Petrol ve doğal gaz açısından zengin olan güney sahası (solda) ve Levant bölgesi (sağda)

Pastanın boyutunu merak edenler için; ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun araştırmalarına göre, Doğu Akdeniz yaklaşık olarak 1,7 milyar varil petrol ve 35 trilyon metre küp gaz potansiyeline sahip.

 

Karşılaştırma açısından belirtelim, Irak’ın petrol rezervi 150 milyar varil civarı, dünyanın 4 numarası. Doğal gazın 1 numarası ise Rusya, 35 trilyon metre küp rezervi var. Yani Doğu Akdeniz özellikle doğal gaz açısından bir cennet.

 

Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren başlıca şirketler arasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), ABD’li Exxon Mobil ve Noble, Fransız Total, İtalyan Eni, Güney Koreli Kogas, Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner firmaları yer alıyor.

 

Bu sektörle ilgilenmeyenler bile Exxon, BG, Katar Petrolleri ve Total gibi devlerden haberdardır. Bu devler zaten daha devletlerden önce gerekli araştırmaları yapar, izinleri alır ve işe girişir, doğal olarak sahada çoktan yerlerini almışlar.

 

Sorunun teknik boyutuna bir göz atarsak;

Kaynak : Sabah

Bölge, GKRY tarafından tek taraflı olarak ilan edilen 13 parselden oluşuyor.

 

Kuzeyde sırasıyla 1. 2. ve 3. parsel, ortada 4. 5. 6. 7. 8. 9. ve 13. parsel ve güneyde ise 10. 11. ve 12. parsel yer alıyor.

 

Türkiye ve KKTC’nin hak iddia ettiği bölgede yalnızca 10. ve 11. parsellerde çakışma bulunmuyor, diğer parsellerin hepsinde münhasır ekonomik bölge tartışmaları devam ediyor. 1’inci, 4’üncü, 5’inci, 7’inci ve 13’üncü parselleri paylaşma için görüşmeler devam ediyor. Kalan parseller ise GKRY tarafından çoktan yukarıda bahsettiğimiz petrol devlerine dağıtılmış.

 

Rum Kesimi’nin uluslararası arenada ön plana çıkmak ve daha tanınır hâle gelmek için devletler arası hukuku hiçe saydığı, karşılıklı anlaşmaların tamamlanmasını beklemediği bu meselede dahi görülebiliyor.

 

Öyle ki 1982 tarihli Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde belirtildiği üzere; kıta sahanlığı, “Karasularının ötesinde kıta kenarının dış eşiğine kadar veya bu eşik daha az bir mesafede ise, karasularının ölçülmeye başladığı esas hatlardan itibaren 200 deniz mili mesafeye kadar olan kısımda, bu devletin kara ülkesinin doğal uzantısının bütünündeki denizaltı alanlarının deniz yatağı ve toprak altlarını içerir.” şeklinde tanımlanıyor.

 

Doğu Akdeniz’de bir baştan bir başa uzunluk 400 mili geçtiği için kıta sahanlıkları dışında kalan bölgeler için mutabakata varılarak Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) rejimi oluşturulması gerekiyor. Fakat daha Ada’nın bölüşülemediği bir arenada Ada’nın etrafı ve doğal kaynakları doğal olarak paylaşılamıyor, sorun da buradan çıkıyor.

Yukarıda Yunanistan’ın AB’yi arkasına alarak çeşitli görüşmelerde dayatmaya çalıştığı bir haritayı görebilirsiniz. Antalyalı bir vatandaşımızın tekneyle balık tutmaya gitmek için bile Yunanistan sahil güvenlik ekiplerinden izin alması gerekiyor. Fethiye koylarından yüzerek gidebileceğiniz adalar dahi Yunanistan dolayısıyla AB egemenliğine giriyor,  bu her şeyden önce mantığa aykırı.

 

Burada hamaset ya da güzelleme yapmaya çalışmıyoruz, sadece devletimiz için söylenen “Savaşta kazanır, masada kaybeder.” sözünü unutturmamaya çalışıyoruz. Zira her canlının haritaya bakınca görebileceği böyle gerçekler, söz konusu para olunca herkes, hele de diğer devletler, tarafından görünmez oluyor.

 

Şunu da unutmayalım; Türkiye doğal gaz ihtiyacının yüzde 99’unu, petrol ihtiyacının da yüzde 89’unu dışarıdan karşılıyor, yani ithal ediyor, buna karşılık döviz ödüyor, bulamayınca borçlanarak döviz alıyor, bu borca faiz ödüyor, borç vadesi gelince içeriye ve dışarıya bir daha borçlanıyor, yine faiz ödüyor.

 

Bu kısır döngü, yüksek döviz kurunun ve kronik cari açığın, faiz ödemeleri de bütçe açığının başlıca sebepleri oluyor.

 

Nitelikli büyüme demek üretim demek, üretim demek ham madde ve enerji tüketimi demek, nihayetinde petrol ve doğal gaz tüketimi demek. Çiftçinin mazotundan elektriğe kadar, araçlarımıza koyduğumuz benzinden kimyasal temizlik malzemelerine, çocuklarımızın oyuncaklarına kadar petrol ve petrol ürünleri çok önemli.

 

Veya doğal gaz, Türkiye’nin ürettiği elektriğin yüzde 40’ını doğal gaz kullanarak ürettiğini biliyor musunuz? Belki şimdi İran’la neden iyi geçindiğimizi ya da S-400 konusunda ABD suyuna gitmediğimizi daha iyi anlarsınız.

 

Ekonomi alanında son dönemde küçülmeden kaynaklanan cari fazla verdiğimize bakmayın, büyüme yüzde 4-5’lere geldiği gibi yine cari açık vereceğiz. Türkiye’deki kronik cari açık probleminin yüzde 60’ı ise yine enerji açığından kaynaklı.

 

Sonuç

 

Her konuda uzlaşmacı, faydacı ve akılcı olan Para Takipçisi yukarıda sıralanan nedenlerden dolayı Doğu Akdeniz konusunda biraz daha ısrarcı bir görüşe sahip, çünkü enerji ihtiyacımız çok temel bir sorunun önemli bir bileşeni. Ve bu konuda manevra alanımız çok kısıtlı.

 

 

Türkiye’nin adil  bir anlaşmaya varmasını temenni ederek tüm takipçilerimize iyi haftalar diliyoruz.