• GRAM ALTIN
    271,75
    % -0,40
  • $ DOLAR
    5,7884
    % 0,62
  • € EURO
    6,4038
    % 0,17
  • £ POUND
    7,6197
    % 0,50
  • ONS ALTIN
    1460,69
    % -1,02
  • PETROL
    64,28
    % 1,40
  • BITCOIN
    43306,566
    % 1,76
EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Dolar Ne Mi Olacak? Belli Değil Mi?

Dolar Ne Mi Olacak? Belli Değil Mi?

Son döneme damga vuran yatırım aracı Amerikan doları dur durak bilmiyor, rekorlar kırmaya devam ediyor.

Hane halkını sırasıyla swap, Merkez Bankası ve enflasyon uzmanı yapan ekonomi yönetimi, şimdi de kur konusunda uzmanlık dersi vermek istiyor, herkesin dilinde bir kur.

 

Önceki yazılarımızda pek çok sefer bahsettik. Hatırlatmak gerekirse; Türkiye genel itibarıyla bir ithalat ve tüketim ülkesi. İhraç ettiğimiz ürünlerin yüzde 65’i de ithal girdiyle üretilen ürünler. Yani dolar ve eurodaki en ufak hareket doğrudan ekonominin can damarını, reel sektörü etkiliyor.

 

Dahası finans ve finans dışı şirketlerin birikmiş dış borçlarının yabancı para cinsinden olduğu düşünülünce durumun vehameti artıyor. Öyle ki şirketlerin mayıs ve haziran aylarında ödemeleri gereken toplam borç miktarı 10 milyar doların üzerinde, ülke olarak bir yıl içinde ödememiz gereken dış borç taksidi 170 milyar doların üzerinde.

 

2018 milli gelirimizin yüzde 25’ini borç olarak ödemek zorundayız, bütçe dengesi açısından bu durum fizibil olmadığından, yeni krediler bulmak suretiyle bu borcu çevirmek zorundayız.

 

Muhalefetin kazandığı her seçimi iptal eden bir iktidarın olduğu, insanların sosyal medyada muhalif görüşlerini bile dile getirmekten çekindiği, 7’den 70’e eleştirel görüşü olan herkesin hapis cezasıyla karşı karşıya kaldığı bir ülkede tek derdi para kazanmak olan yabancıların gelip yatırım yapması beklenebilir mi?

Televizyonda bir iş insanının çok güzel bir yorumunu dinledim: “Yabancı yatırımcı A Haber izlemiyor.” diyordu.

 

“Biz bize yeteriz.” Hayır efendim, yetmeyiz. Borsanın yüzde 70’i yabancı, en büyük 10 hissenin toplam değeri dün halka arz edilen taksi uygulaması Uber kadar bile değil. Borsa büyüklüğü hepi topu 120 milyar dolar. Dış borcun milli gelire oranı yüzde 60, mutfak enflasyonu yüzde 100, resmî enflasyon yüzde 20, resmî işsizlik yüzde 15, her 4 gençten biri işsiz ise yabancı bizim kurtarıcımız demektir.

 

İhracat mallarının yüzde 65’i Avrupa’ya gönderiliyorsa “AB ile görüşmeleri keselim.” diyemeyiz, bir zamanlar dünyada lideri olduğumuz tekstil malzemelerinin yarısına yakınını Almanya alıyorsa “Almanya bizi kıskanıyor.” diyemezsiniz.

 

Nüfusumuz Almanya ile başa baş ama Almanya her yıl Türkiye’nin onda biri kadar cari fazla veren bir ülke. Milli geliri bizim neredeyse 5 katımız. Bu yersiz, anlamsız “kiminki daha büyük” laflarını geçelim, gerçek dünyaya hoş geldiniz.

 

Bütün bunları neden mi yazdık, basit. Her gün dolar kuru kaç oldu diye bakmaya gerek yok. Dolar neden çıkıyor diye merak etmeye de…

 

Tam tersi, “Neden daha çok çıkmıyor?” diye sormak gerekmiyor mu? Doların yükselmesinin temel bir nedeni yok, pek çok hatanın sonucu bu durum. Düşmesi için de bu hataları düzeltmek gerekir, yeni nedenler icat etmek değil.

 

Analiz

 

Sizin için ellerimizle hazırladık. Yılbaşından bu yana Amerikan doları karşısında Türk lirası yüzde 15 değer kaybetti. “Şu hafta bu oldu, bu hafta bu oldu.” demekten yorulduk. Zira başka bir ülkenin bir yılda yaşayacağı gelişmeleri bir ayda yaşıyoruz.

 

Grafiği incelediğimizde; üç büyük yükseliş ve düşüş göze çarpıyor.

 

Birincisi ABD merkez bankası FED’in faizleri kısa vadede arttırmayacağını ve güvercin tonunu arttırdığını beyan ettiği şubat başındaki toplantı. Yükselen dolar düşüşe geçmiş, ülkede bayram havası esmişti. 5,34’den 5,16’lara geldi. Şimdi düşününce hayal gibi…

 

İkincisi 22 mart haftasında, yani seçimden bir hafta önce zaten fırtınada ayakta kalmaya çalışan kurun, Başkan Trump’ın Golan Tepeleri hakkında yaptığı açıklamalara, Başkan Erdoğan’ın karşılık vermesiyle, tırmanışa geçmesi.

 

Sonrasında Merkez Bankası (MB) tarafından TL repo ihalelerine ara verilmesi ile geç likidite penceresi faizinin (% 25,5 ve 27) uygulanacağının açıklaması ile kurun geri çekilmesi. 5,45’den 5,84’e çıkan kur 5,76’ya geri gelmiş, müdahaleler sonrası 5,35’e kadar gelmişti.

 

Üçüncü ise İstanbul seçimlerinin geçtiğimiz hafta iptal edildiğinin açıklanması. Zaten 5,98’e gelmiş kur hafta içinde 6,25’e çıktı. Reuters’in iddiasına göre kamu bankalarının piyasaya Asya piyasaları üzerinden bir gecede 1, hafta boyunca 4,5 milyar dolar satması ve MB’nin 22 martta yaptığı müdahaleleri tekrarlamasıyla (geç likidite penceresi, TL repo ihalelerine ara verilmesi) çıktığı yere geri gelmesi.

 

MB rezervlerini eritmesi ve yükseltilen faiz oranlarının bütçedeki faiz ödemelerini arttırması bir yana, yapılan müdahalelerin işe yaramadığı ortada.

 

Çünkü dediğimiz gibi doların yükselmesi bir sonuç. Altta yatan nedenleri çözmedikçe hiçbir zaman düşmeyecek.

 

Küresel güçlerle ulusal çıkarlarımız doğrultusunda anlaşmaya varmak, önceliklerimizi akılcı belirlemek, rasyonel karar verme mekanizmaları kurmak ve bu mekanizmaları teknokratlar marifetiyle sağlıklı şekilde yürütmek.

 

Geçen yazımızda bahsetmiştik. Adı ister S-400 olsun ister F-35, ister A-101; gerçek, kişiye göre değişmez. Hele ki matematik biliminde.

 

Bu arada grafik başka neye mi benziyor? Çok istikrarlı yükselen bir hissenin grafiğine. Yılbaşından bu yana yüzde 15 yükselmiş, 3 kere çok güzel düzeltme yapmış, hatta son düzeltmesini cuma günü gerçekleştirmiş. Önü açık, trend yükseliyor, bilançosu güzel. Daha ne olsun?

 

Aramızda kalsın ama…

 

Tabii ki yatırım tavsiyesi değildir.