• GRAM ALTIN
    281,43
    % -0,16
  • $ DOLAR
    5,8787
    % -0,03
  • € EURO
    6,5180
    % 0,05
  • £ POUND
    7,5174
    % -0,11
  • ONS ALTIN
    1488,33
    % -0,12
  • PETROL
    59,15
    % 0,70
  • BITCOIN
    46901,201
    % -3,13
  • BIST 100
    94.137
    % 0,00

En Kötüsü Geride Kaldı Mı?

En Kötüsü Geride Kaldı Mı?

Son dönemdeki haber akışını incelediğimizde Türkiye’de ekonominin iyi gittiğine dair çok sayıda haberin geldiğini gözlemliyoruz. Sanki 2018’in son çeyreğinde büyük bozulma yaşayan makro ekonomik veriler gitmiş, tüm zorluklar geride kalmış gibi.

 

Bakalım gerçekten öyle mi?

 

Olumlu Haber Akışı

 

16 Ocak 2019: Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomik Programda 2018 bütçe açığını 72,1 milyar TL olarak öngördüklerini hatırlatarak “Yüzde 1,9 olarak belirlediğimiz bütçe açığının millî gelire oran hedefini tutturduk.” dedi. 

 

30 Ocak 2019: TCMB 2019 yıl sonu TÜFE tahminini %15.2’den %14.6’ya düşürdü. 2020 TÜFE tahmini de %9.3’ten %8.2’ye geriledi. 

 

31 Ocak 2019Güne 5.30 seviyesinin üzerinde başlayan dolar, TCMB’nin açıkladığı enflasyon raporu sonrası 5.28 seviyesine kadar düştü. (An itibarıyla 5,20)

 

İki haber de bizden olsun.

 

Türkiye’nin CDS primi, olumlu haber akışı ve enflasyona karşı MB’nin sert duruşunu devam ettireceği yönündeki beyanları sonrası sert düştü. (CDS primi nedir, diyenler için bu yazımızı tavsiye ediyoruz.

 

Bist100 son 25 günde geçen seneki (2017 Aralık-2018 mart) ralliye benzer bir ralliye girdi. 

 

Dolar düşüyor, CDS primi düşüyor, MB enflasyonla sıkı mücadele edeceğini beyan ediyor, enflasyonun düşeceğini öngörüyor, döviz kurları coşmasın diye büyümeyi kısıtlamak pahasına faizleri indirmiyor. Herkes elinden geleni yapıyor gibi.

 

Peki en kötüsü gerçekten geride kaldı mı?

 

Öncelikle verileri inceleyelim.

 

Kaynak: Maliye Bakanlığı, grafik bana ait

 

2018 bütçe programında bütçe açığı 65,9 milyar TL olarak planlanmış, siyasi ve ekonomik anlamda meydana gelen olumsuz gelişmeler ışığında 72,1 milyara revize edilmişti.

 

2018 bütçe açığı 72,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Hedef tutturmaktan kasıt bu.

 

 

Grafikte Dolar/TL’nin yılbaşından bu yana performansını görüyorsunuz. Yılın ilk haftasında Asya piyasalarında meydana gelen oynaklık sonucu 5,80 seviyesine çıktığı işlem gününü saymazsak (Türkiye saatine göre gece 2’ye denk geliyordu) önce dalgalı seyir izlediği sonrasında ise düşüş trendine girdiğini söylemek mümkün.

 

Tekrar hatırlatmakta fayda var, son 1 aylık grafik bu. Geçen sene bugün 3,92 seviyelerinde olan bir Dolar/TL’den bahsediyoruz.

 

 

2018 Ağustos ayında 580 seviyelerine karar çıkan CDS primi, yılbaşında bu yana düşüş trendinde. Yıl sonu enflasyon tahmini geldiği gün yüzde 5 düşen prim an itibarıyla 300 seviyesinde. Geçen sene 5 şubatta 167 olduğunu hatırlatmakta fayda var.

 

Nazar değmesin

 

Yılbaşında  bu yana Bist100 grafiği.

 

Neredeyse aralıksız devam eden çıkış, başta bankalar olmak üzere pek çok hisseye olumlu yansıdı. 2018 bilançoları olumsuz gelen şirketler bu süreçten tam olarak nemalanamadıysa da 90 binlerden 105 binlere gelen, cuma düzeltmesiyle de 102 bin seviyesinde olan bir endeksten bahsediyoruz. 1 ayda yüzde 13’lük bir prim.

 

Değerlendirme

 

Yılbaşında bu yana eldeki veriler incelendiğinde Türkiye’nin yumuşak karnı olan Dolar/TL’nin düşüş trendine girdiği, CDS priminin gözle görülür derecede düştüğü, borsanın neredeyse aralıksız yükseldiği ve yatırımcısına kazandırdığı, Merkez Bankasının hükümetle koordineli olarak sıkı para politikasına devam etmeye ve enflasyonu hedeflenen bölgede tutmaya yönelik güçlü irade beyanında bulunduğu bir manzara var karşımızda. 

 

1 yıl önceye kıyasla hiç de iyi bir noktada olmadığımız ortada.

 

Ancak son 1-2 aydır ülkeyi yönetenler ile kurumlar her ne yapıyorlarsa devam etmelerinde fayda var. Nitekim sonuçlarını gördüğümüz verilerden anlaşılıyor.

 

Ancak bu manzaranın hoşa gitmeyen veya görmediğimiz tarafları da var.

 

Olumsuz haber akışında ise toplam borcun (iç ve dış borç) milli gelire oranının yüzde 156’ya tırmandığı, genç işsizliğin yüzde 20’yi aştığı, kamu bankalarının hanehalkının kredi kartı borçlarını ve kulüplerin tüm borçlarını üstlendikleri, bütçe açığının yıldan yıla büyüdüğü, üniversiteyi bitiren her 3 gençten ancak 1’inin iş bulabildiği, şirketlerin konkordato ilan etmek için yarıştıkları ve bir o kadar da korktukları, özel sektör borcunun alıp başını gittiği bir manzara var.

 

Önümüzdeki yerel seçimin genel gidişata dair majör değişimler meydana getireceğini düşünmemekle birlikte 2019’un Türkiye açısından zor bir yıl olacağını söylemek hiç de zor değil.

 

En kötüsü geride mi kaldı?

 

Şimdilik hayır.