• GRAM ALTIN
    271,75
    % -0,40
  • $ DOLAR
    5,7884
    % 0,62
  • € EURO
    6,4038
    % 0,17
  • £ POUND
    7,6197
    % 0,50
  • ONS ALTIN
    1460,69
    % -1,02
  • PETROL
    64,28
    % 1,40
  • BITCOIN
    43305,530
    % 1,75
EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Hedge Fund Nedir, Nasıl İşler?

Hedge Fund Nedir, Nasıl İşler?

Para Takipçileri olarak bir süredir yurt dışında, özellikle ABD’de yatırım yapmanın yararları ve zararları üzerine kafa patlatıyoruz.

 

Daha önceki yazımızda yurt dışı piyasalarda işlem yapma platformları ve alınan komisyonlar gibi temel bilgiler değerli ortağım ve sitemizin güzide yazarı argo tarafından paylaşılmıştı.

 

Bugün de “ABD’de yatırım” deyince akla gelen ilk müesseselerden birini inceleyeceğiz. Yani “Hedge fund”ları.

 

Zira hedge fund yöneticileri Wall Street’in altın çocukları olarak kabul görüyor, ülkedeki en üst tabakanın büyük çoğunluğu yatırım fonu yöneticilerinden oluşuyor. Bizdeki inşaat ya da sanayicilerin aksine…

 

Delil mi, delil no:1. Dün Bloomberg’te şu haber vardı: 

 

“ABD’nin New York şehrindeki bir gökdelenin çatı katı 238 milyon dolara alıcı bularak, ülkede satılan en pahalı daire rekorunu kırdı. Wall Street Journal’ın haberine göre, Manhattan’da 220 Central Park South adresindeki gökdelenin çatı katı, Citadel yatırım fonu kurucusu Ken Griffin tarafından 238 milyon dolara satın alındı.

Önceki rekor, yatırım fonu yöneticisi Barry Rosenstein tarafından 2014’te New York’un Long Island bölgesindeki Hamptons’ta 137 milyon dolara satın alınan bir eve aitti.”

 

Bahse konu daire

 

O hâlde başlayalım, Hedge (“heç” diye okunur) fon nedir, hangi prensiplere göre çalışır?

 

Serde çevirmenlik de olduğundan öncelikle “hedge” kelimesini inceleyerek başlayalım. Hedge’in Türkçede “çiftliklerin etrafına örülen çit, sınır çizgisi” gibi anlamları var. “Kendini dışarıdan gelecek etkilere karşı koruma, garantiye alma” anlamları da mevcut. Yani bir korunma durumu söz konusu…

 

Hedge fund, basitçe “korunma fonu” olarak çevrilebilir. Bu çeviriyi kabul edenler yatırımdaki riskten korunma özelliğine vurgu yapıyorlar. Ama adama demezler mi, cinsel ilişkide bile riskten kaçınıp “korunurken” hangi yatırımda riskten “korunmuyoruz” ki?

 

Bu yüzden ben daha çok “serbest fon” çevirisini kabul ediyorum. Burada “serbest” denmesinin sebebi diğer yatırım fonlarına göre yasal düzenlemelerde daha esnek olunması, daha geniş bir yelpazede daha serbest işlem yapabilme hakları olması.

 

Şöyle ki;

Serbest fonlar, genelde katılım payı asgari 1 milyon dolar olan dolayısıyla belli bir zümreye hitap eden yatırım kurumlarıdır. Yatırım potansiyelini arttırabilmek için piyasa tüm yatırım araçlarını ve işlem çeşitlerini kullanırlar.

 

Ayrıca ödedikleri vergi oranları daha düşüktür, yaptıkları işlemlerde yüksek kredi kullanabilirler, kanuni istisnalar dışında işlemlerini büyük bir gizlilik içinde yaparlar, spekülasyon amacıyla kullanılabilirler, diğer yatırımcıların kaldıraçlı işlem yapamadığı bazı yatırım araçlarında kaldıraç kullanabilirler.

 

En önemlisi de, Star Wars hayranları iyi bilir, Sith’lerdeki 2 kuralı gibi serbest fonlarda 2-20 kuralı vardır. Fon, parayı yatırdığınız gün portföyünüzün yüzde 2’sini giriş ücreti olarak alır, yıl sonunda zarar etse bile… Üstüne yıllık kârın da yüzde 20’sini.

 

Bahse konu Sith’ler

 

Serbest piyasanın kuralları bellidir. Risk artmadıkça kazanç artmaz, yüksek risk alan fonların daha yüksek ücret talep etmeleri de bu bağlamda normal karşılanabilir.

 

Bu kadar kitabi bilgi yeter…

 

Bakalım bu fonların eti ne budu ne?

 

Öncelikle birkaç rakam vererek başlayalım: HFR’a göre 2017 yılında en büyük 25 serbest fon, hissedarlarına ortalama net yüzde 8,5 kâr dağıttı. Bu rakam 2016’da yüzde 5,4’tü. 

 

Aranızda “Yüzde 5-10 da kâr mı, Aselsan bile 9’dan 45 oldu” diyenler olabilir.

ABD’nin 5 yıllık enflasyon grafiği. 2016’da ortalama yıllık enflasyon yüzde 1, 2017’de ise yüzde 2. Bu durumda bile enflasyon oranının 2-3 katı bir kâr söz konusu.

 

Türkiye’de bir yatırım fonunun 2018 yılında yüzde 40-60 arası kâr dağıttığını düşünün, kapısının önünde kuyruk olur.

 

Ayrıca Aselsan’ı 9’dan alıp 45’den satan bir Allahın kulu gösterin. Benim bildiğim genelde maliyetler 35-40 TL aralığında.

Kaynak: Forbes Dergisi, grafik bana ait

Grafikte serbest fon performanslarını görebilirsiniz. Bu 25 fonun toplam kârı ise bir yılda 16,8 milyar dolar. Türkiye’nin 2017 GSYH’sinin yüzde 2’sini bu 25 şirket kâr olarak dağıtmış, düşünün. Bu, 2013’den beri en iyi performansları.

 

Kaynak: Business Insider, grafik bana ait

Bu sektörün ne kadar büyük olduğunu ifade etmek için bu grafik sanırım yeter. En büyük 10 serbest fonun kontrolündeki toplam varlıklar 519 milyar dolar. Yani bu 10 kuruluş, Türkiye’nin 2017 yılında ürettiği mal ve hizmetlerin toplamının %60’ını yönetiyor.

 

Çıkarılacak Ders

 

Bu tip makaleler kaleme alınca ve bu muazzam rakamları görünce her zaman şunu düşünüyorum: ABD’de yatırım hesabı olan kişilerin çalışanlara oranı yüzde 85, Türkiye’de ise yüzde 15.

 

ABD’de şirketler, çalışanlarına ikramiye ya da bonusları %75 oranında hisse senedi olarak veriyorlar, çoğu zaman da kendi şirketlerinin hisseleri olarak. Bunun yatırım alışkanlığı yaratması yanı sıra kurum aidiyetini ne kadar arttıracağını bir düşünün.

 

 

Türkiye’de hane halkının yüzde 75’i yatırım aracı olarak sadece mevduat hesabını kullanıyor. Reel getirisi (onu da yazalım, yani toplam getiriden enflasyonu çıkarınca) yıllık yüzde 1-2’den yukarı çıkmayan bu araçlar emeğimizin, çocuklarımızın geleceğinin eriyip gitmesi anlamına geliyor; biz de her ay para kazanıyoruz diye seviniyoruz.

 

1967’den beri neredeyse yatay seyreden altın fiyatları 2008’den beri hareketlenmeye başladı diye kimse bana altın da demesin. Onun nedeni de kötü giden ekonomi sonucunda yükselen dolar. Aha bu da ispatı. (Delil no:2)

 

Kabul edin ya da etmeyin, matematikte gerçek bir ve tektir. Herkesin kendine göre doğrusu sosyal bilimlerde olur, matematik tabanlı ekonomi ve finans bilimlerinde olmaz.

 

Bu yüzden bir amacımız da takipçilerimizin yatırım alışkanlıklarını değiştirmek, yanlış bilinen doğruları düzeltmek. 

 

Vatandaşlarımızda bu bilinci yaratsak, yatırım alışkanlıklarını değiştirsek hem ülkedeki finans piyasalarının likidite ihtiyacı giderilmiş olur, yatırım ve büyüme için dış finansmana ihtiyacımız kalmaz hem de sanayi çağından bilişim çağına geçmek için sancılar çektiğimiz şu dönemde bu süreci hızlandırmış oluruz.

 

Teknoloji bireyi, aileyi, toplulukları, halkları ve ülkeleri, dolayısıyla devletin unsurlarından biri olan ekonomi sistemini ve piyasaları değişime mecbur bırakıyor. 

 

Devletin de bu değişime ayak uydurması, yönetici kesimin yatırım fonları ile serbest ve diğer fonların daha kolay teşkil edilebilmesi için gerekli düzenlemeleri süratle yapması gerekiyor.

 

Aksi takdirde bizim sıradan vatandaşın, Banker Kastelli’den başlayan, Titan zincirleri ve Jet Fadıl’larla büyüyen, Yimpaş ve Forex facialarıyla her kesime yayılan, son olarak da Çiftlik Bank’la son bulan kısa yoldan zengin olma hayallerini, daha doğrusu “hayal kırıklıklarını” terk etmesi zor görünüyor.

 

 

Not: Serbest fonları konu alan “Billions” adlı diziyi meraklılarına tavsiye ederim.