• GRAM ALTIN
    271,73
    % 0,62
  • $ DOLAR
    5,7610
    % 0,42
  • € EURO
    6,3441
    % 0,40
  • £ POUND
    7,3766
    % 0,30
  • ONS ALTIN
    1466,27
    % 0,14
  • PETROL
    62,53
    % 0,76
  • BITCOIN
    50051,148
    % -0,88
  • BIST 100
    104.726
    % -0,10

Küresel Piyasalar: Kartlar Yeniden Karılıyor

Küresel Piyasalar: Kartlar Yeniden Karılıyor

Haftalık olarak tuttuğumuz Küresel Tehlike Endeksi’nin tavan yapmasının ardından yurt içi piyasalardan ziyade dünyaya yol gösterme zamanı geldiğini düşünen Para Takipçisi için küresel piyasalar için bir makale yazmanın zamanı geldi de geçiyor.

 

Yurt içinde İstanbul seçimleri ile yatıp kalkaduralım, uluslararası ilişkiler alanında gerilim son sürat tırmanmaya devam ediyor. Ne de olsa seçimden çok iki adayın televizyon tartışmasına kilitlenen Türkiye’nin gündemini 10 gündür “gizli” otel buluşmaları ve bir kâğıt parçasına yazılmış birkaç cümle işgal ediyor.

 

Oysa yapılmaya çalışılan basit bir seçim, hatta yapılmış bir seçimin bir şehir için tekrarlanması… Başka derdimiz yok gibi.

 

Zira pazartesi sabahı yine bu ülkede çoğumuz aynı yatakta uyanıp işe gitmeye, aynı dertlerle uğraşmaya, kötü giden ekonomiye çözüm bulmaya, kredileri ya da bitmeyen ev taksitlerini ödemeye, kısaca yaşamaya devam edeceğiz. Bir noktaya takılıp kalmayı ve etrafında dönüp durmayı ne çok seviyoruz, değil mi? Belki de beynimiz iğneden ipliğe, benzinden okul taksitine gelen zamlardan, kötü haberlerden korunmanın yolunu bu şekilde bulmuştur.

 

Sosyoloji ve psikolojiye burada noktayı koyup biraz ekonomiye yelken açalım.

 

Küresel Arenada Durum

 

Bizler bu gündemde boğulurken dünyada alarm zilleri çalmaya başladı.

 

Küresel güçlerin Suriye’de devam eden görüş ayrılıklarına önce ABD-Çin gerginliği eklenmiş, sonra sırasıyla ABD-Rusya, ABD-Meksika gerginlikleri cereyan etmiş, yetmiyormuş gibi ABD-İran arasında sıcak temasa yaklaşan tehlikeli tango yemeğin tuzu biberi olmuştu. Yemeğin adına gelince “zehirli sarmaşık”, dokunan ölüyor.

 

Bu satırları her yerde okuyabilirsiniz, okuyamayacağınız şeyler şunlar: “Gerginlik devam ediyor, artıyor ama nelere mal oluyor?” derseniz Çin borsasından son 2 ayda 1,3 trilyon yuana yakın para çıkışı oldu.

 

2018 aralıkta yerle bir olan ve 5 yıllık dibini gören (2400+) Şangay Endeksi nisanda yükseldiği 3200’lü seviyelerinden Trump’ın ardı ardına vurduğu kroşelere dayanamayarak 2800’lü seviyelere çekildi. ABD endekslerinin 20-21 haziran günleri yeni tarihî zirvelerini kutladığını not edelim. “Çin ABD’yi geçecek” diyenlerin önermelerini gözden geçirmelerinde fayda var.

 

Tabii bu iki tarafı keskin bir kılıç. Karşılıklı ticaret söz konusu olduğundan yaptırımlar karşılıklı devam ederse iki ülke de kaybeder. Reuters’te yer alan habere göre, Çin’in karşı hamle yapması durumunda ABD’de 400 bin kişinin işsiz kalacağı öngörülüyor.

 

Hatta Para Takipçisi’nin hocalarından, Bulgaristan’ın kurtarıcısı Prof. Steve Hanke 16 Haziran günü Twitter’da Trump’ın ek gümrük vergilerine atıfta bulunarak “The US needs to stop shooting its own economy in the foot and return to free markets.” dedi. Para Takipçilerinin bunu anlayacak kadar yabancı dil bildiklerini tahmin ediyoruz yine de aramıza yeni katılanlar için Türkçe mealini verelim: “Şu deliyi biri durdursun, kendi ayağımıza sıkıyoruz, farkında değiliz!” diyor hoca. Hocanın liberalizm skalasında tavana yakın olduğunu da ekleyelim.

 

Çin’i ABD ile kıyaslayanlar aynı şeyi Rusya için de diyorlardı, güya aklı başında Obama bile ekonomik yaptırımlarla rublenin çok kısa zamanda ocağına incir ağacı dikmişti. Öyle ki 2014 yılına kadar 30-35 seviyelerinde olan Dolar/Ruble paritesi, oligarkların ve Rus devlet adamlarının yurt dışındaki varlıkların dondurulması, AB’nin Rusya’ya karşı kışkırtılması ve Rusya’yı köşeye sıkıştırması  ile ek vergiler getirilmesi gibi sert yaptırımlar karşısında yüzde 100’e yakın değer kazanmış, 2016’da 73-75 seviyelerine kadar gelmişti. Güncel Dolar/Ruble paritesi 63.

 

Öte yandan domatesten iPhone’a üretim yapan herkesi yakından ilgilendiren petrol fiyatları da ABD-İran geriliminden nasibini alıyor. 2008 Krizi’nden sonra önce 130 dolarları gören brent petrol kademeli olarak geri çekilmiş, 2015 yılının başlarında 35 dolarlara kadar gelmiş, buradan ise yeni bir trend oluşturarak günümüze kadar kademeli olarak artmıştı. Öyle ki şimdilerde 65 dolar seviyesinde.

 

ABD’nin Orta Doğu’ya ek bin asker gönderme kararı ile İran arasında devam eden kronik problem, Suriye’de çatışan çıkarlar ve Körfez’de artan ve ABD’nin körüklediği Sünni-Şii gerilimi petrol fiyatlarını oldukça kırılgan hâle getiren başlıca faktörler.

 

“İran nükleer güç, Irak gibi kolay lokma değil.” diyen arkadaşlara cevabımızı da yazalım, onlar da öğrensin: 81 milyonluk İran’ın en büyük silahı petrol, hani şu Venezuela’yı bu hâle getiren. Ülkede büyüme yüzde 1,8; çok düşük. Enflasyon yüzde 52, faizler yüzde 18. İşsizlik derseniz yüzde 12, çok yüksek. Toplam borç/Milli gelir oranı yüzde 40’ların üstünde. Ülkeden alınan kısıtlı ve muhtemelen makyajlı verileri dikkate alırsak tabii. Kısaca bir sıkımlık canı var İran’ın ekonomik anlamda, Obama’dan nasibini alan bir başka ülke. Bu düelloda kazanma şansı yok. Ancak Orta Doğu’da sular orta vadede durulacak gibi görünmüyor.

 

Dertler derya olmuş, yazmakla bitmez. En azından güzel bir haberle kapatalım yazıyı. Haberden ziyade olasılık ve ilk bizden duyun istedik.

 

Malum, geçtiğimiz hafta ABD Merkez Bankası (FED) faiz oranlarını değiştirmedi, faizleri kesin düşürecek diye düşünülürken 9’a karşı 1 oyla faizler sabit bırakıldı, yani yetkililerde düşürmeye dair bir fikir birliğinin kırıntısı dahi yok. 2013’te başlayan parasal genişleme politikasını başarıyla sürdüren FED, 2017’de “yeter gari” demiş, hem bilanço küçülteceğini hem de faizleri yükselterek saçtığı paraları geri toplayacağını söylemişti. Ama baktı ki kazın ayağı öyle değil, programı kanaatimizce askıya aldı. Hatta toparlanmada güçlü sinyaller görmezse faizlerde beklenmedik hareketler görülebileceğini ifade etti. Türkçe meali “Bu dünyada bin bir türlü insan var, herkes bizim gibi değil ki anacım, bekleyelim, yoksa yeni bir krizle uğraşmak zorunda kalırız.”

 

“Bunun neresi iyi haber?” diyenler yoktur herhalde ama varsa söyleyelim, faizlerin sabit kalması ve olursa düşürülmesi Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen piyasalara fon akışı demektir. Bizden söylemesi, Para Takipçisi haklı çıkmayı gönülden diliyor zira bir ralli görmeyeli yıllar geçti evlat. Hatta geçenlerde boğa görmek için çiftliğe gittik ve ineklerle idare ettik.

 

Sonuç olarak biz bir şehrin seçimiyle yatıp kalkalım, kim kiminle kaç dakika görüşmüş, neler konuşmuş tartışaduralım; küresel piyasalarda majör değişimler gözleniyor. Dahası bu gelişmelerin tamamına yakını ekonomik ve siyasi gidişata doğrudan etkisi olacak değişimler. En kısa zamanda bu değişimlere göre plan yapmak, ön almak, en önemlisi yeni tabirle beklenti ve risk yönetimi planlarını hayata geçirmek gerekiyor.

 

Sesimizi duyan var mı?