• GRAM ALTIN
    271,75
    % -0,40
  • $ DOLAR
    5,7884
    % 0,62
  • € EURO
    6,4038
    % 0,17
  • £ POUND
    7,6197
    % 0,50
  • ONS ALTIN
    1460,69
    % -1,02
  • PETROL
    64,37
    % 1,55
  • BITCOIN
    43313,286
    % -0,21
EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Türkiye’nin Dış Borç Sorunu ve ”Yeni Düzenleme”ler

Türkiye’nin Dış Borç Sorunu ve ”Yeni Düzenleme”ler

Türkiye’nin genel dış borç durumuna bakalım.

 

Türkiye’nin kısa vadeli (1 yıl içinde ödemesi gereken) dış borç toplamı 119 milyar 722 milyon dolar. Bu borcun 110 milyar dolarlık kısmı bankaların ve diğer sektörlerin borcu.

 

Türkiye’nin uzun vadede ödemesi gereken dış borç toplamı 337 milyar 239 milyon dolar. Bu süre 2 yıldan başlar.

 

 

Toplam 456 milyar 961 milyon dolarlık borcun 415 milyar dolarlık kısmı dolar ve euro cinsinden. Yani 100 liralık borcun 91 lirası şu an pek çok görüş ayrılığı yaşadığımız ABD ve AB’nin para birimleriyle.

 

Grafikten anlaşılacağı üzere 2018 Ekim’i dâhil olmak üzere özel sektör borcunun büyük bölümü uzun vadeli borçlardan oluşmaya devam ediyor. Toplam borcun yaklaşık yüzde 70’inin özek sektör borcu olması dikkat edilmesi gereken bir başka mesele. Bu borcun da büyük bölümü reel sektöre ve bankalara ait.

 

“Önümüzdeki 1-2 yıl zorlu geçecek.” diyenlerin bu veriyi unutmamalarında fayda var. Bist100 ya da büyüme için 1-2 yıl öngörüsünde bulunanlar bu borçların önümüzdeki 10 yılı ipotek altına alacağını bilmeliler.

 

Uluslararası net yatırım pozisyonu yani, Türkiye’nin yurt dışından alacaklarıyla, Türkiye’nin yurt dışına borçlarının net farkı ise 338 milyar 887 milyon dolar.

 

Gelelim ceptekilere:

 

TCMB rezervleri bir hafta öncesi itibarıyla şöyle (milyon dolar):

Tarih Altın Rezervi Brüt Döviz Rezervi Toplam Rezervler
7.12.2018 19.373 71.391 90.764

 

 

Tabloya göre 2017’deki GSYH, yani Türkiye’nin sınırları içerisinde 1 yıllık zaman içinde ürettiği tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeri 851.046 milyar dolar. (3 trilyon 104 milyar 907 milyon TL.)

 

Bu rakam açıklandığında (29 mart 2018) Dolar/TL 3,99 idi, kabaca 4 diyelim.

 

 

2018 yılı 4. çeyrek büyümesinin muhtemelen eksi olacağı pek çok uzman tarafından dile getirilse de biz sıfır olarak alıp yıllık ortalama büyümeyi hesaplayalım. 2018 yılı büyümesi, yani GSYH artışı, kabaca %3,5 olacak.

 

Bu hesaba göre de 2018 GSYH’si 3 trilyon 213 milyar 675 milyon TL. olacak. Dolar 4’tü demiştik. Bu yıl sonu Dolar/TL tahminimizi 5,5 olarak alırsak 2018 yılı GSYH 584 milyar 304 milyon dolar olur.

 

Dolar karşısında para birimimiz gibi GSYH’miz de yaklaşık yüzde 30 değer kaybedecek.

 

“Neden dolar hesaplıyorsunuz?” diyenlere toplam borcun yüzde 91’inin sadece dolar ve euro olduğunu hatırlatırım.

 

“Merkez Bankası rezervlerinin ve GSYH hesabının dış borçla ilgisi nedir?” dediğinizi de duyar gibiyim.

 

Toplam MB rezervi yaklaşık 91 milyar dolar. Türkiye’nin bir yılda yarattığı ne varsa 585 milyar dolar. Toplam 676 milyar dolar.

 

Yukarıda bahsetmiştik, toplam dış borç 456 milyar 961 milyon dolar.

 

Yani toplam dış borcumuz, MB rezervleri ile ülkenin 1 yıllık toplam cirosunun yüzde 68’ine eşit.

 

Bir önceki yazımızdaki “Memur” metaforumuza dönersek; (Memur örneğine ait rakamlar Türkiye GSYH ile orantılı verilmiştir. Tablo aşağıda verilecek.)

 

Memurumuz ayda 4 bin liradan yılda 48 bin lira kazanıyordu. Yastık altında 7 bin lirası olsun. Elinde avucunda toplam 55 bin lirası var.

 

Önümüzdeki yılın sonuna kadar taksit ya da peşin 10 bin lira ödemesi lazım. Önümüzdeki ortalama 5-10 yıl içinde ise 28 bin lira daha ödemeli. 

 

Memurumuzun kazandığından fazla harcaması gibi bir huyu da var. Her insan gibi yemek yemesi, elektrik, telefon vb. faturalarını ödemesi, çocuklarını okula göndermesi, barınması, belki tatile çıkması, alışveriş yapması lazım. Ama her yıl gelir-gider açığı 6 bin lira oluyor. Bu rakamın düşük olmasının en önemli nedeni 2001 yılında yaşadığı büyük kriz sonrası uzman arkadaşlarının tavsiyeleri.

 

 

 

Ayrıca bir hobisi var. Ahşap boyama ürünleri vb. birkaç ürün yapıyor ve bu ürünleri yurt dışına satıyor. Ahşabından boyasına kadar sattığı nihai malın parçalarının %65’i yine yurt dışından geliyor. Ama teknolojik bir ürün satmadığı için bu sürecin katma değeri az ve dışarıdan aldığı malzemenin değeri dışarı sattığından fazla.

 

Bu rakamın düşük olmasının en önemli nedeni 2018 yılında artan kur ile ticareti kendi isteğiyle azaltması.

 

Ayrıca kötü bir “mahallede” oturuyor, özellikle “alt” komşusu ile her gün küfür kıyamet. Alt kata giren çıkanın hesabı yok. Alarm taktırmalı, başka güvenlik masrafları da var.

 

 

Ahşap ürünlerini sattığı yurt dışındaki en büyük alıcılarla “Alt komşunun evini kim alacak?” sorunu yüzünden arası bozuk. Başka bir alıcı araya giriyor ama o alıcı da eski alıcılar gibi varlıklı değil. Size kendi malzemelerini satmaya çalışıyor.

 

 

Toplamda 55 bin lira mal varlığı (48’i yıllık gelir) var. Toplam 38 bin lira dış borç, yıllık 54 bin lira gider. Ticaretten 4 bin lira içeride.

 

Yani yılda kazandığı para harcamalarına yetmiyor, üstüne bir de geçinmek için sürekli kredi kartlarına yükleniyor, dahası zarar ettiği bir ticaret döngüsü içinde.

 

Bir de iç borç meselesi var. Memur için “hısım akraba” diyelim. İç borcun sadece bir kalemine ait bir örnek verip parantezi kapatalım.

 

Merkez Bankasının mart 2018 verilerinin yer aldığı ‘Finansal İstikrar Raporu’na göre, Türkiye’de hane halkı borçları 574,6 milyar TL.ye yükseldi. Bu rakam 2002 yılında sadece 6,6 milyardı. 16 yılda 82 kat artış.

 

Halkın borcunun yüzde 90’ını (516 milyar TL) bankalara olan borçlar oluşturuyor. Borçların yüzde 39’u (223 milyar TL.) ihtiyaç kredileri, yüzde 37’si (215 milyar TL.) konut kredileri, yüzde 17’si ise kredi kartı borçları. Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK) verilerine göre mart 2018 itibarıyla tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının 17 milyar TL.lik kısmı ödenemediği için yasal takip başlatılmış.

 

İç borcun milli gelire oranı 2018 ilk çeyrek itibarıyla %86,2. Yüzde 68’lik dış borçla birlikte Türkiye’nin toplam borç/milli gelir oranı %150’ye çıkıyor. Ülke olunca farklı oluyor ama memurun alacaklıları kapıya dayansa neyi var neyi yoksa alsalar bile yine borçlu kalıyor.

 

Sizce bu “memurun” 2019’daki akıbeti ne olacak?

 

Bu “memurun” şirketi halka arz edilse alır mısınız? Holding olsa herhangi bir şirketine borçluluğu azalana kadar yatırım yapar mısınız?

 

Herhangi bir hisse için temel/teknik analiz yapıp “Şuradan dönerse süper, bilançosu çok güzel.” ya da ekonomi için “En kötüsü geride kaldı.” diyenler bunu görmüyorlar mı? Yoksa görmek istemiyorlar mı? Türkiye için makro veriler ortadayken Bist100’den, şirketlerden sağlam getiri beklemek ne derece doğru?

 

Önceki yazımıza gelirsek;

 

“Yeni düzenleme”ler furyasıyla zaten borç yükü inanılmaz boyutlara ulaşmış bu “memura”  elindeki evi, yastık altındaki parasını ipotek gösterip daha çok borçlandırmaya çalışmak rasyonel mi?

 

Ya da bu durumda olan milyonlarca insana tüketimi ve büyümeyi arttırmak için daha cazip kredi imkânlar sağlamak, daha çok kredi kartı edinme hakkı tanımak, borçlanma limitlerini arttırmak iç borç, dolayısıyla toplam borç açısından sürdürülebilir mi?

 

Yoksa giden gitmiş, yaptığımız üzerine bir kürek toprak daha mı atmak…