• GRAM ALTIN
    281,56
    % -0,12
  • $ DOLAR
    5,8789
    % -0,04
  • € EURO
    6,5187
    % 0,05
  • £ POUND
    7,5188
    % -0,10
  • ONS ALTIN
    1488,47
    % -0,11
  • PETROL
    59,15
    % 0,70
  • BITCOIN
    46925,427
    % -3,09
  • BIST 100
    94.137
    % 0,00

Türkiye’nin İç Borç Sorunu ve Döviz/Altın Tahvili Meselesi

Türkiye’nin İç Borç Sorunu ve Döviz/Altın Tahvili Meselesi

Devletler, kamu harcamalarının büyük bir kısmını vergi gelirleriyle karşılarlar. Ülkemizde bu oran ana akım vergiler açısından (KDV+ÖTV) yüzde 35’e yakındır.

 

 

Devletlerin gelirleri ile giderleri arasında dengesizlik olduğu zaman borçlanmaya başvurulur. Hazine, 4779 sayılı Kanun gereği Merkezî Yönetim adına borçlanma yapma yetkisini haizdir.

 

Devlet farklı kaynaklardan yapabileceği gibi farklı vadelerle de borçlanabilmektedir.

 

İç Kaynaklar: Bireyler, Özel ve Mali İşletmeler, Ticari Bankalar, Merkez Bankası

Dış Kaynaklar: Uluslararası Finansman Kuruluşları, Uluslararası Sermaye Piyasaları 

 

Kısa Vadeli Borçlar: Hazine Bonosu, Hazine Kefaletine Haiz Bono, Hazineye Kısa Vadeli Avans, Müteahhit Bonoları, Bütçe Emanetleri, Kısa Vadeli Dış Borçlar

Uzun Vadeli Borçlar: Hazinenin Uzun Vadeli Borçları (Tahviller, İstikrazlar, Tasarruf Bonoları, Konsolide Edilen Borçlar, Kur Farklarından Doğan Borçlar), Diğer Kamu Kurumlarının Borçları (KİT’lerin Borçları, Yerel Yönetimlerin Borçları, Fon İdarelerinin Borçları) 

 

 

Borç çevirme oranı, belirli bir dönemdeki kaynak kullanımlarının, geri ödemelere oranı olarak tanımlanabilir.

 

Dış borç çevirme oranı da belirli bir dönemdeki kredi kullanımlarının, geri ödemelerine oranı olarak tanımlanabilir. Bir önceki yazımızda bu konuyu işlemiş, Türkiye’nin dış borç stokunun ciddi büyüklüğe ulaştığından bahsetmiştik.

 

 

Grafik, ödemeler dengesi tablosunda yer alan bankalar ve diğer sektörlerin yurt dışından sağladığı kısa ve uzun vadeli kredilerin borç çevirme oranlarını gösteriyor. (Mavi bankalar, siyah diğer sektörler) Bankacılık sektörünün borç çevirme oranı yüzde 90, diğer sektörlerin borç çevirme oranı ise yüzde 120 üstünde.

 

Şimdi de bir önceki yazımızda özet olarak geçtiğimiz iç borç çevirme oranı meselesine girelim.

 

Öncelikle basit bir açıklama.

 

İç borç çevirme oranının örneğin yüzde 80 olmasının anlamı şudur: Devlet, 100 liralık iç borcunu ödemek için iç piyasaya 80 lira borçlanıyor demektir. Bu oran yüksek gelebilir ama söz konusu devletler olduğunda borcun büyüklüğünden çok borcun çevrilebilme oranı önem kazanıyor.

 

Geçmiş verilere bakarsak iç borç çevirme oranının 2016 yılının ilk 6 ayına kadar sürekli olarak 100’ün altında kaldığını yani Hazine’nin piyasaya ödediği borçtan daha azını borçlandığını ve bu yolla piyasaya para bıraktığını görebiliyoruz.

 

Bu durumda para ucuzluyor, faizler düşüyor, fazla para özel sektör tarafından kullanılıyor.

 

 

 

2017 yılının ilk 6 ayından itibaren tablo tersine dönmüş. Hazine, iç borç çevirme oranını 100’ün üzerine çıkarmış yani piyasaya ödediğinden daha fazlasını piyasadan borçlanmış.

 

 

Ekim sonuna kadar olan 2018 verilerine baktığımızda ise Hazine’nin iç borç çevirme oranının aylık bazda yüzde 100’ün üzerine çıkmasının “yeni normal” olduğu görülüyor. Hazirandan bu yana istikrar kazanan bu durum iç piyasayı olumsuz etkiliyor.

 

Hazine borçlanma oranının yükselmesinin önüne geçemeyince kimseye kaynak kalmadığı, diğer bir deyişle likidite azaldığı için faizler yükseliyor ve bankalar da parayı elde etmek için ister istemez mevduat faizlerini arttırıyorlar. Son 2 senede yükselen faizlerin temel nedeni olarak bu durum dikkate alınmalıdır.

 

Bir önceki yazımızı da hesaba katarsak; merkezî yönetimin gerek dışarıda gerekse içeride yeni borçlanma yöntemleri aradığı ortada.

 

Bu kapsamda en ciddi adımlar:

1. Hazine borçlanma limitinin arttırılması,

2.Varlık Fonu’nun kurulması ve kuruluş sermayesini kısa zamanda 16 bin kat büyüterek borçlanma imkânı tanınması,

3.Hafta başında başlanan hanehalkına döviz ve altın tahvili satılmaya başlanması, olarak sıralanabilir.

 

 

Daha 3-4 ay önce yapılan dövize karşı seferberlik ilanı ile yöneticilerin hanehalkına “Dövizinizi bana satın!” çağrısı arasındaki tutarsızlık bir yana, makro verilerin bu kadar bozulduğu bir ortamda bu çağrının ne kadar rağbet göreceği meçhul.

 

Dahası “Borç yükü bu kadar artmışken bir de iç piyasaya hem de döviz cinsinden borçlanmayı nasıl göze alıyorlar?” sorusunun cevabını ise Para Takipçilerine bırakıyorum.